![]() |
||||||||
![]() |
![]() |
![]() |
||||||
|
ANASAYFA
- 100 BİN |
DALDAN DALA Kebabın tadı kaldı mı? Kitlesel bir tüketim ürünü haline geldiğinden beri kebabın eski tadı kalmadı. “Hızla yiyin” lokantalarının devleşmesi ve ahtapotun kolları gibi her sokakta varlığı kebapta lezzeti yok etti. Çoktandır yemiyorum, yiyeceğim zaman da “hızla yiyin” lokantalarına gitmiyorum. Orhan Pamuk Son zamanlarda O. Pamuk için duyduğum en iyi sıfattı “literary businessman”. Çömezgili de E. Şafak olsa gerek. Kahramanlar Yeni bir edebiyat dergisi çıktı: Kahramanlar. Edebi eserlerin başkişileri üzerine denemeler var içeriğinde. Düşündüm de benim kahramanım kimler diye, hemen aklıma gelenler Sakarca ile Martin Eden’di. Kanser Bıçak sırtında yaşamak gibidir kanserli olmak. Hem aniden kesebilir, hem de aniden düşebilirsiniz. Bu yüzden nasılsın diye sorarsanız kanserliye yüzünüze bakıp hafif bir tebessüm edebilir size. 7/24 Sağlık bir sektör değildir, ben de 7/24 değilim, hekimim. Makineleşmiş hastalar için doktormatikler iyi gelir. Mekanik patronlar sizin de yolunuz açık olsun. Sakarca Fakir’in Sakarca gözüpek bir horozdur. Bağımsızlıktan yanadır, bağlantısızdır, sömürgenleri sevmez, haksızın peşindedir ve bu uğurda söz söyleyen, çarpışan, ölendir. Kafe Deniz Geçenlerde bir albümden parçalar dinledim. Albümün adı “Cafe del Mare”dı. Yani deniz kafe. Dil ilginç bir şey. Orijinal dilinde bu albüm sadece denizi, okyanusları çağrıştırırken, dilimize çevrildiğinde asıl anlamından çok bir insan adını çağrıştırıyor. Yani Deniz’in yeri, kahvesi gibi. Neden bizde deniz aynı zamanda bir isim de olmuştur acaba? Hani denizi çok sevdiğimiz de söylenmez. Aynı şeyi nehir, ırmak, toprak, su, ada için de söyleyebiliriz. Mutluluk Güzel bir filmdi Mutluluk. Elini taşın altına koyan, gerçeklere vurgu yapan bir öykünün sinemasıydı. Livaneli’nin Yer Demir Gök Bakır’ını da sevmiştim. Duru ve yıldızlı karanlığın fotoğraflarıyla doluydu insanlıktan insan ötesine taşınan adamın öyküsünü anlattığı bu film. Ve ben son yıllarda en çok iki şeyi özlemekteyim: çocukluğumun gelinciklerle dolu kırlarını ve yaz akşamları sırtüstü yatıp seyrettiğim yıldız dolu gökyüzünü. At Sıcacık bir yağmur siner A. Kadir’in şu müthiş imgelem dünyasındaki o güzelim kır atla dünyayı dört dönmek, kırlarda, ormanlarda koşmak isterdim. Bisiklet Kopenhag’da geniş bisiklet yolları yapılıyormuş, çünkü halen işe bisikletle gidenler yaklaşık %30 civarındaymış ve bunu %50’ye çıkarmak istiyorlarmış, zaten böyle bir talep de varmış. İşe bisikletle gidebilmek için gereken her şeyin yapıldığı onların dünyası ile yarın ne olacağımızı bilmediğimiz bizim dünyamızda yaşamak arasındaki fark ne acı ve sıkışmışlık duygusu ne kötü!... İktidar Foucault’nun dediği üzre: bir yerde iki insanın varlığı iktidar mücadelesi için yeterlidir. Misal, Bahar Dağlarına bahar geldi memleketimin.
|
|||||||
|
Ziyaretçi sayısı :
Anasayfa | Özgeçmiş | Çocuk Kalbi | Çocuk Hastalıkları | Düşler ve Erdemler | Sorularınız | İletişim |
||||||||