ANASAYFA
ÖZGEÇMİŞ
ÇOCUK KALBİ
ÇOCUK HASTALIKLARI
DÜŞLER VE ERDEMLER
SORULARINIZ
İLETİŞİM

- 100 BİN
- ahh BRAZİL!
- BİYOTEKNOLOJİ
- ÇEK CUMHURİYETİ
- EVRENİN ŞİİRİ VE PI
- PEDİATRİK KARDİYOLOJİ    KİTAPLARINDA TÜRKİYE
- TABİP ODALARI BİR İŞE    YARAR MI?
- SİS ÇANI
- LITERARY BUSINESSMAN
- FOTOĞRAFIN TARİHÇESİ
- DALDAN DALA
- FOTO ÖYKÜ
- ŞAİR HEKİMLER

 

 

ŞAİR HEKİMLER

Behçet Aysan

1992 veya 93’ün bir bahar gününde Ankara Tıp Morfoloji binasındaki bir konferans için geldiğinde görmüştüm. Zarif, ince düşünceli, duygulu bir insan izlenimi bırakmıştı ben de, o zamanlar gençliğin ve aşkın verdiği sarhoşlukla güya şiirler yazıyordum bende. Sonra o pis haber, yakılarak ölenlerin arasında onun olması, ah güzel insan, ah güzel insanlar…

1949 yılında doğmuş Behçet Aysan, asker okullarının ardından 1968’de Ankara Tıp’a başlamış, politik sebeplerle kesintiye uğrayan tıp eğitimi sonunda bitmiş ve ardından psikiyatri ihtisası yaparak psikiyatrist hekim olarak çalışmaya başlamış.

İlk şiiri 1979’da Türk Dili dergisinde çıkan Aysan’ın 1983’te ilk şiir kitabı Karşı Gece yayınlanmış. Karşı Gece’den sonra Sesler ve Küller, Deniz Feneri ve Eylül isimli kitapları yayınlanmış.

Ölümünün ardından Türk Tabipleri Birliği tarafından adına şiir ödülü verilmeye başlandı ve Behçet Aysan Şiir Ödülü’nü 2009’da Erol Özyiğit Huy Defteri ve Selami Karabulut da Yarım Kalan adlı şiir kitapları ile aldılar.

Kırık Bir Kurşunkalemin Şiiri

yollar uzak ay bedir
sırtımda gümüş hançer
yürürüm de ölemem
kan damlatır karanfil

usulca mavi bir kar
kara geceye düşer
tutuşur fundalıklar
gelir kalbimi yakar

gün olur belki öper
ay ışığı acıyı
o yaralı cerenler
yanık sulara iner

yollar uzak ay bedir
sırtımda gümüş hançer
yürürüm de ölemem
kan damlatır karanfil

birden bir rüzgar açtı koğuşun kapısını
bir kırmızı güvercin girdi içeri

seferis’in üç kırmızı
güvercininden biri

getirdi takis petrulası’ın şiirlerini
ve barbanın öyküsünü.

Zeybekikoyu yazdım.

Yarın Diye Bir Şey Var

bilirim yarın diye bir şey var
çeliğin su katılmamış yanı
ırmakların geçecek, fırtınaların
dinecek

bir yanı var
ömrümüzün
belki bir gün gülecek.

selam verip
selam alacak

barışa kardeşliğe

hep tok yatan
çocuklar görecek

el ele
aşklar, omuz omuza dostluklar

ne dikenli teller olacak
ne tanklar tüfekler

ne tüberküloz kalacak
ne lösemi

ne işsizlik

ne banka
ne borsa

süt gibi duru ve ak
ekmek gibi sıcak

bizim de
bizim de

günlerimiz olacak.

güle değecek
kuşların kanadı

ve kuşlar sırtlarında
gül taşıyacak

kardeşlerim koşar adım
moraran beyazla

zincirlerimizle
yaralarımızla

ırmakların geçilecek, fırtınaların
dinecek

bir yanı var ömrümüzün
belki bir gün gülecek.

Ceyhun Atuf Kansu

2002’ydi sanırsam Ankara’da Karanfil sokakta kitapçıları dolaşıyordum. Hangisi olduğunu hatırlamıyorum birisinde imza günü vardı Mustafa Balbay ve Işık Kansu’nun. Irak savaşı, Bush zamanları, yeni dünya düzeni falan. Işık Kansu’nun küreselleşme ile ilgili bir derleme kitabını aldım ve imzalatırken çocuk doktoru olduğumu öğrenince, aa benim babam da çocuk doktoruydu dedi. Babası Ceyhun Atuf Kansu idi.

Ceyhun Atuf Kansu

1919’da İstanbul’da doğan Kansu, okul yıllarının büyük kısmını Ankara’da geçirdikten sonra İstanbul’da tıp fakültesine girer, 1938’de Filiz dergisinde ilk şiiri yayınlanır. Tıp fakültesini bitirdikten sonra Ankara’da çocuk hastalıkları ihtisasını yapar ve Altındağ’da küçük bir poliklinik açarak bir nevi sağlık ocağı hizmeti verir. Ardından Turhal’a gider, 1959’da yeniden Ankara’ya döner ve 1978’de ölümüne dek burada kalır.

Yaşamı boyunca halkçı toplumcu bir çizgi izler. 1946’da basılan Çocuklar Gemisi ilk şiir kitabıdır, ardından Yanık Hava, Haziran Defteri, Yurdumdan gibi şiir kitapları ile denemelerinin olduğu kitapları gelir.

1986 yılından beri ailesinin adına düzenledikleri bir şiir ödülü vardır. Bu şiir ödülünün ilkini de şair Behçet Aysan kazanmıştır.

LUMUMBA

Aldandın sen Lumumba
Aldandım ben.
Aldattılar aklı ve özgürlüğü.
Bilmem gerekliydi ya, bunu
Ben kurtuluş savaşı çocuğu
Tanımalıydım bu eski yüzü
İzmirden Ankaraya yangınlar alazında
Çocukların çığlığından, anaların acısından.

Aldattılar seni Lumumba
Aldatıyorlar beni.
Aldanıyoruz düpedüz
Tutsak halkların sunduğu tepsi
Belçikalı sofralara (amanın adı özgür ekonomi)
Bakır uranyum ve altın madeni
Kauçuk tarlalarında sömürge şapkaları
En ucuz zenginlik el emeği.

Aldandın sen Lumumba
Aldandım ben.
Aldatıyorlar gazetelerle, televizyonlarla.
Batı - O, Eflatunda kaldı - Batı? neymiş Batı?
Anamalın sömürgeci saltanatı,
Veren bir elle, alan bin elle
Bağımsızlıklar satılan çarşılar Çombelerle
Ve kanlı yumruğu bekçilik edenlerin
Tefeci konaklarına Batılı Brükselin.

Aldattılar seni Lumumba
Aldatıyorlar beni.
Güçlüdür o yargıçlar yargılıyız aldanmaya
Bankalardan uçaklarla roketlerle geliyorlar
Uyandığını duydular mı halkın gerinerek
İniveriyorlar ossaat tepesine
Tutulmuş paralı askerlerle.
Kongo bir halk ormanı değil artık
Kanlı sürgün avı doyumsuz çıkarların.

Vurdular seni Lumumba
Vururlar bizi.
Vuruyorlar o karanlık ırmaklarda
Ormanları delip geçen namuslu hançer ışıltıyı
Kara sıcak senin kanın akar Afrika gecesinden
Yağlı pırıl pırıl yüzleriyle iş adamları
Çil paralar atıyorlar dünya radyolarından
Düpedüz dilini tutmuş insanlığa.

Güçlüdürler, güçlü onlar: Kongo zengin,
Ezilmişlikle yoksulluk her yerde dilsizdir,
Dilsizdir fakir beyazlar ve zenci milyonlar
Aldanıyoruz durmadan, elimizde ne var?
Asyada, Afrikada, Güney Amerikada,
Perulu kızlar, Viyetnamlı oğullar
Ve sen Lumumba
Bedeni delik deşik zenci baba!

 

 
         
Ziyaretçi sayısı : Ziyaretçi Sayısı ..................................................................................................www.vefaklinik.com ©2009 Tüm hakları saklıdır.
Anasayfa | Özgeçmiş | Çocuk Kalbi | Çocuk Hastalıkları | Düşler ve Erdemler | Sorularınız | İletişim